HAKKIMDA

/
Akın Karabağ Kimdir?

1958 yılında Kars’ın Akyaka ilçesine bağlı Demirkent köyünde dünyaya gelen Akın Karabağ, 41 yıllık eğitimcilik kariyerine sınıf öğretmeni olarak başlamış ve zamanla okul müdürlüğünden genel müdürlüğe kadar uzanan çeşitli kademelerde görev alarak Türk eğitim sistemine değerli katkılar sunmuştur.

İlk ve ortaöğrenimini Kars’ta tamamlayan Karabağ, lise eğitimini Artvin Öğretmen Lisesi’nde, lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi’nde, yüksek lisansını ise Gelişim Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Eğitimde kaliteye olan tutkusu, onu Toplam Kalite Yönetimi (TKY) alanında uzmanlaştırmış ve İstanbul İl Formatörü olarak yüzlerce eğitimciye seminerler vermesini sağlamıştır.

MEB, KALDER ve çeşitli üniversitelerin düzenlediği eğitim programlarına katılarak; performans yönetimi, stratejik planlama, ölçme-değerlendirme ve eğiticilerin eğitimi gibi alanlarda yetkinlik kazanmış; bilgilerini İstanbul İlçe Bilim Kurulu eğitimlerinde de paylaşmaya devam etmiştir.

2016 yılında emekli olduktan sonra özel okullarda kampüs ve genel müdürlük görevleri üstlenen Karabağ, genç öğretmenlerin mesleğe kazandırılmasına öncülük etmiştir. Aynı yıl, Anadolu Eğitim Sendikası tarafından “Başöğretmenlik” ödülüne layık görülmüştür.

Eğitim yolculuğunda edindiği bilgi ve birikimi, “Yenilikçi Öğretmen” ve “Paydaş Odaklı Yönetim” adlı kitaplarıyla kalıcı hale getirmiştir. Sayısız teşekkür ve takdir belgesinin yanı sıra maaş ödülüyle de onurlandırılan Karabağ, mesleğine duyduğu sevgi ve liyakat anlayışıyla Türk eğitim tarihinde iz bırakan isimlerden biri olmuştur. Helen Kars, Ardahan, Iğdır köy oklularında görev yapan, müdür, öğretmen, veli ve öğrencilere gönüllü ve ücretsiz danışmanlık yapmaktadır.

 

Eğitim Yıldızlarının İzinde

Mustafa Kemal Atatürk, eğitimi bir milletin kurtuluş ve kalkınma aracı olarak görmüştür. Savaşın en zor günlerinde bile Maarif Kongresi’ni toplaması, eğitime verdiği önemin simgesidir. Bilimsel ve çağdaş eğitimi savunmuş, öğretmeni “milletin gerçek lideri” saymıştır. “Cumhurbaşkanı olmasaydım, Millî Eğitim Bakanı olmak isterdim” sözü, onun eğitime olan sarsılmaz inancının özetidir. Hedefi; özgür düşünen, vicdanlı ve aydın bireyler yetiştirmekti.

Hasan Âli Yücel, eğitimi bireysel gelişimin ötesine taşıyarak, kültürün ve özgürlüğün temel taşı olarak görmüştür. Bakanlığı döneminde çeviri hareketiyle dünya klasiklerini Türkçeye kazandırmış, Köy Enstitüleri’ni destekleyerek eğitimi kırsala yaymıştır. Onun vizyonu, halkın kültürel ve entelektüel gelişimiydi.

İsmail Hakkı Tonguç, eğitimi köylünün yaşamına dokunduran bir halk aydınıdır. Köy Enstitüleri’nin mimarı olarak, iş içinde öğrenme modelini savunmuş; üretken, bilinçli ve özgür bireyler yetiştirmeyi hedeflemiştir. Eğitimi yalnızca okuma-yazma değil, yaşam becerileriyle bütünleştirmiştir. Özetle; Atatürk, Yücel ve Tonguç, Türkiye’nin eğitim tarihinde vizyonu, kültürü ve halkla bütünleşmeyi temsil eden üç güçlü temel taşıdır. Bu üç büyük ismi rehber edinen her yönetici ve öğretmenin, yurdun en ücra köşelerinde kendi kendine filizlenen fidanlara can suyu, güneş ve umut ışığı olacağına yürekten inanıyorum. Bunun için önce sesiz kahramanlar olan kitapları okumalıyız, düşünmeliyiz ve paylaşmalıyız. Okuyan yönetici, öğretmen, öğrenci veli ile birlikte geleceğimizi planlayacağız. Bunun için önce sessiz kahramanların izlerini taşıyan kitapları okumalı, üzerine düşünmeli ve paylaşmalıyız. Okuyan bir yönetici, öğretmen, veli ve öğrenciyle birlikte, geleceğin planlarını birlikte inşa edebiliriz.

Kişisel Vizyonum

Geçmişin bilgeliğini bugünün teknolojisiyle harmanlayarak; genç yöneticilere, öğretmenlere, velilere ve öğrencilere sessiz ama derinlikli bir kişisel dönüşümün rehberliğini sağlamaktır.

Kişisel Misyonum

BEN Köylerin sessiz samimiyetinden, şehirlerin yoğun ritmine kadar taşıdığım eğitim birikimini; yalın, insana dokunan ve çağdaş yöntemlerle genç yönetici ve öğretmenlere ilham vermek için varım

Kişisel İlkelerim
  • Cumhuriyetin yaktığı fenerin ışığında Yürürüm: Eğitim yolculuğumda, Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ü; ilim, kültür ve halk eğitimi alanındaki öncü vizyonlarıyla Hasan Âli Yücel’i ve İsmail Hakkı Tonguç’u rehberim ve ilham kaynağım olarak görürüm.
  • İnsanı Temele Alırım: Her değişimin özünde insan vardır. Eğitimde bireyin ihtiyaçlarını, duygularını ve potansiyelini önceleyen bir yaklaşımı benimsiyorum.
  • Yereli Evrensele Taşırım: Her köyün kültürel yapısına saygı duyar, çözümlerimi yerelden evrensele giden bir yolda şekillendiririm.
  • Eğitimi Hayatla Bütünleştiririm: Müfredatın ötesine geçerek yaşam becerileri, doğayla iç içe ve emeğe dayalı öğrenmeyi savunurum.
  • İçtenlik ve Güven Esastır: Yapmacıklıktan uzak, samimi ilişkiler kurar; güveni iletişimin temeli sayarım.
  • Öz ve Sadeliği Ararım: Karmaşık yapıların içinde özü yakalamaya çalışır, sade yöntemlerle etkili sonuçlar üretirim.
  • Teknolojiyi Bilgelikle Kullanırım: Dijital araçları, insani bağları zayıflatmadan eğitim süreçlerine entegre ederim.
  • Adaletli Bir Eğitim İçin Çalışırım: Fırsat eşitliğinden öte, her öğrencinin potansiyeline ulaşabileceği hakkaniyetli ortamları savunurum.
  • Bilgimi Paylaşırım: Tecrübemi ve sevgimi hiçbir karşılık beklemeden köy çocukları, öğretmenler ve yöneticilerle paylaşırım.
  • Birlikte Öğrenir, Büyürüz: Genç öğretmen ve yöneticilere rehberlik ederken birlikte öğrenmeyi, birlikte gelişmeyi hedeflerim.
  • İnanç ve Umut Aşılarım: En zor koşullarda dahi öğrencilere ve öğretmenlere “Sen yapabilirsin” diyerek umut ve inançla yaklaşırım.
  • Köklere ve Ufka Yön Veririm: Milli kimliğimi çağdaş ilkelerle birleştirir, öğrencilere hem köklerini hem de ufuklarını gösteririm.
  • Paylaştıkça Çoğalırız: Kitaplarımı, zamanımı ve emeğimi paylaşır, eğitimi omuz omuza yürüyen gönüllülerin yeşerttiğine inanırım.
  • Anadolu’nun Parçasıyım: Her köy okulunda, her çocuğun geleceğine umut eken biri olarak
Ödüller

Takdir değil, sorumluluk yükler.

12. Başöğretmenlik Onur Ödülü.

“Eğitime adanmış bir ömür” ifadesiyle takdim edilen bu ödül, benim için sadece bir onur değil, aynı zamanda sorumluluğumun bir sembolüdür.