Trafik Dedektifi BACO

/

 

Baco’nun Doğu Ekspresi Macerası

Baco, her zaman farklı ulaşım türlerini merak ederdi. Karayolunu ve havayolunu öğrenmiş, emniyet kemerinin önemini kavramıştı. Ancak bir ulaşım türü vardı ki, onun için hâlâ bir gizemdi: Demiryolu! Bir gün babası ona büyük bir sürpriz yaptı. “Baco, bu sefer seni çok özel bir yolculuğa çıkarıyorum,” dedi.

Baco merakla sordu: “Nereye gidiyoruz baba?”

Baba: “Memleketimiz Kars’a! Ama bu kez özel bir yolculuk yapacağız: Doğu Ekspresi ile!”

Baco’nun gözleri heyecanla parladı. Trene binmek, raylar üzerinde kilometrelerce yol almak nasıl bir deneyim olacaktı acaba?

Ankara Garı’na geldiklerinde uzun ve ihtişamlı Doğu Ekspresi treni istasyonda bekliyordu. Lokomotifin gümbür gümbür sesi, vagonların sıralanışı Baco’yu büyülemişti. Babasıyla birlikte kompartımanlarına yerleştikten sonra trenin hareket etmesini beklediler. Anons duyuldu: “Değerli yolcularımız, Doğu Ekspresi seferimiz başlamıştır. Lütfen kapılar kapanmadan önce yerlerinize geçiniz ve güvenlik kurallarına uyunuz.” Tren, istasyondan yavaşça hareket etti. Raylardan gelen “tak tak tak sesleri, Baco’ya ulaşımın bu yönteminin ne kadar farklı olduğunu hissettirdi. Pencereden dışarı baktığında şehir geride kalıyor, doğa kendini göstermeye başlıyordu.

Baco babasına dönerek sordu: “Baba, trenle yolculuk yaparken trafik kuralları var mı?”

Baba: “Elbette oğlum! ‘dedi. Demiryolu da kendi içinde bir ulaşım sistemidir ve kuralları vardır. Örneğin; trenler sadece belirlenmiş raylardan gider, bu yüzden raylar üzerinde yürümek tehlikelidir. Ayrıca, hemzemin geçitlerde trafik kurallarına uymak çok önemlidir.”

Baco dikkatle dinliyordu.

Baba: “Biliyor musun Baco, tren yolu ile karayolunun kesiştiği yerlere hemzemin geçit denir. Burada, araçlar ve yayalar için özel işaretler olur. Eğer tren yaklaşıyorsa, sürücüler durmalı ve kesinlikle rayların üzerine girmemelidir. Aksi takdirde kazalar yaşanabilir.” Baco, “Demek ki demiryolu ulaşımı da kurallara dayanıyor!” diye düşündü. Her ulaşım türü gibi tren yolculuğunda da güvenliğin ön planda olması gerektiğini anladı.

Tren yolculuğu ilerliyor, Baco pencereden dışarıyı izliyordu. Gece olunca trenin ışıkları dışarıya yansıdı ve karla kaplı dağlar, yıldızlarla birleşerek masalsı bir görüntü oluşturdu. Sabah olduğunda ise Erzurum üzerinden Kars’a yaklaşırken, uçsuz bucaksız kar manzarası onları karşıladı. Baco’nun içinde büyük bir keşif duygusu vardı. Trenin raylar üzerinde süzülüşü, doğayla iç içe oluşu ve yolculuğun huzuru ona demiryolunun ne kadar farklı ve özel bir ulaşım türü olduğunu göstermişti. Kars Garı’na indiklerinde, babası Baco’ya dönerek sordu:

Baba: “Baco, tren yolculuğu hoşuna gitti mi?” 

Baco: “Evet baba! “Demiryolu da tıpkı diğer ulaşım türleri gibi kurallara dayalı. Sürücüler ve yayalar hemzemin geçitlerde dikkatli olmaları gerekiyor. Trenlerin kendi yolları var ve çok güvenli bir ulaşım türüdür. Ayrıca, bu yolculuk bir harikaydı!”

Baba: Aferin oğlum! Unutma, hangi ulaşım aracı olursa olsun, güvenlik ve kurallar her zaman önceliklidir.” Tam o sırada, babasının yakın arkadaşı Ali Bey, istasyon çıkışında heyecanla Baco’yu bekliyordu.

Ali Bey: Baco ve babasına sarılarak, “Kars’a hoş geldiniz!” dedi. Baco, saygıyla Ali Bey’in elini öptü. Ali Bey de onun elinden tutarak Kars Garı’nı gezdirmeye başladı. Burada yaşanmış tarihi bir olayı anlatmaya koyuldu.

Baco, Heyecanla dinlemeye başladı.

   Ali Bey: “Tren yolculukları istasyonlarda sona erer diyerek söze başladı. Ama bu istasyonun, diğerlerinden çok özel bir farkı var. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 6 Ekim 1924 tarihinde Kars’a trenle gelmiş. O zamanın Belediye Başkanı Cihangiroğlu İbrahim Bey ve Kars halkı, Atatürk’ü tam da burada, büyük bir coşkuyla karşılamış. Türk Ocağı binasına kadar uzanan yola halılar serilmiş, öğrenciler ve halk yolun iki yanına dizilerek onu selamlamışlar. Bu ziyarette, Azerbaycanlı besteci Mehmet Tükel Bey tarafından Atatürk’e ithaf edilen ‘Hoş Gelişler Ola Mustafa Kemal Paşa’ marşı, ilk kez bu garın önünde söylenmiş ve halk oyunları oynanarak kutlamalar yapılmış .”

Bu tarihi olayı ilk kez duyan Baco, anlatılanları tam da olayın geçtiği yerde öğrenince çok etkilenerek duygulanmıştı.

Baco: “Ali Amca, bana hayatımın en büyük dersini verdin. Atatürk’ü ve seni asla unutmayacağım” dedi içtenlikle. Ali Bey gülümsedi ve Baco’nun elini tuttu.

Ali Bey: “Haydi, şimdi yürüyerek benim yaptırdığım ve Kars halkına emanet ettiğim ‘Qrista’ oteline gidelim” dedi. Uzunca bir yürüyüşten sonra, Ali Bey sağdaki taş binayı işaret ederek,
işte otelimiz… Ama asıl eviniz, gönüllerdeki baba evinizdir,” dedi.

Otelin kapısından içeri girdiklerinde, personelin sıcak karşılaması herkesi mutlu etti. Baco, karşısında tarihi bir taş bina görünce hayranlıkla etrafı inceledi. Yüksek ve modern bir yapı beklerken, sade ama etkileyici taş odalar, doğal bir atmosfere sahip restoran ve kafe karşısında kendini adeta bulutların üzerinde hissetti.

Baco: “Ali Amca, bu oteli neden ve nasıl yaptın?” diye sordu hayranlıkla.

Ali Bey: “Ben bu topraklarda doğdum, bu topraklara bir borcum vardı. Oteli 19. yüzyılda inşa edilen Baltık mimarisi örneklerinden yola çıkarak, orijinal özelliklerini koruyarak restore ettim. İstiyorum ki bu otelde kalanlar müşteri değil, misafir olsun. Kendilerini, tıpkı baba ocağındaymış gibi hissetsinler.”

Baco, Kars’ta geçirdiği günlerde babasının ve dedesinin doğup büyüdüğü yerleri keşfetme fırsatı buldu. Şehrin tarihini, kültürünü ve en önemlisi ilçelerle köylerdeki trafik düzenini gözlemledi. Yol tabelalarını, kuralları dikkatle inceledi. Bir yandan dedesinin çocukken yürüdüğü sokaklarda dolaşırken, babasından onun anılarını dinledi.

Baco: “Demek ki trafik kuralları Paris’te de olsa, Kars’ta da olsa çok önemliymiş” diye düşündü içinden. Her yolculuk bir öğrenme fırsatıydı. Doğu Ekspresi ile başlayan bu serüven, Baco’nun dünyasını genişletmişti. Dedesinin izlerini takip ederken öğrendikleri, onun için unutulmaz bir deneyime dönüşmüştü.