Trafikmen Akın Öğretmen

/

TRAFİKMEN AKIN ÖĞRETMEN

Vizyonel savunucu sürücünün diğer sürücülerle kurduğu en güçlü bağ, içten bir gülümsemedir. Siz gülümseyin ki; trafikte herkesin yüzü gülsün.

Trafikmen Akın Öğretmen

Trafik kültürüne olan ilgim, Millî Eğitim Bakanlığı’nın düzenlediği Trafik ve Çevre Bilgisi kurslarına katılmamla başladı. Zamanla bu ilgi, sadece kural bilgisiyle sınırlı kalmadı; insan hayatına duyulan saygı, toplumsal sorumluluk ve meslek ahlakıyla derinleşti.

Trafik eğitimi serüvenimin en önemli dönüm noktası, Sayın Nizamettin Ateş’ten ders almak oldu. O, yalnızca bilgisiyle değil, vicdani yaklaşımıyla da bana örnek oldu. Kendime verdiğim söz şuydu: “Ankara’yı bilmem ama İstanbul’da en iyi trafik öğretmeni olacağım.” Ve 1992 yılında İstanbul’da başladığım görevle bu sözümü hayata geçirdim. Kursiyerlerin bana verdiği “Trafikmen Akın Öğretmen” unvanı, bu mesleğin sadece bir iş değil, aynı zamanda gönül işi olduğunu gösterdi.

Sürücü adaylarının eğitim seviyeleri ne olursa olsun, onlara aynı ciddiyetle yaklaştım. Derslerimde ezber yerine anlayışa, ilgisizliğe karşı ise sorumluluk duygusuna odaklandım. Katılımı artırmak için öğrencileri tek tek arayarak ilk dersten itibaren dersin önemini hissettirdim. Yaşanmış örnekler, düşündürücü sorular ve küçük ödüllerle öğrenmeyi kalıcı ve anlamlı hâle getirdim. Yanıt verenlere “Nutuk” ya da Beyaz Zambaklar Ülkesinde gibi kitaplar armağan ederek, bilgiyi kültürel değerlerle pekiştirdim.

Yıllar içinde binlerce kursiyere dokundum. Şu an üzerinde çalıştığın trafik kitabını yazmaya başlamadan önce, aklımda hep şu soru vardı: Bir trafik kitabı yazmalı mıyım, yazacaksam kimin için yazmalıyım? Bu sorunun yanıtı, emekli olduktan sonra çalıştığım okulun bahçesinde yaşanan elim bir kaza haberini aldığım gün netleşti. Kalbimde hissettiğim o derin sarsıntı, kitabın yönünü belirledi.

Yıllarca yöneticilik ve öğretmenlik yaparken, okul taşıt sürücülerini yakından tanıma fırsatım oldu. Gördüm ki bu insanlar, eğitim dünyasında çoğu zaman sadece “servisçi” olarak görülüyor. Oysa onlar, her sabah çocuklarımızı emanet ettiğimiz, sessiz kahramanlardır.

Bu kitap, okul taşıt sürücülerinin sadece görevlerini değil, taşıdıkları kutsal sorumluluğu da hatırlatmak için yazıldı. Onlara, trafikte sadece gözlerinin değil, yüreklerinin de açık olması gerektiğini anlatmak istedim. Çünkü onların yaptığı iş, sadece bir ulaşım hizmeti değil; her sabah binlerce hayali, umudu ve hayatı güvenle geleceğe taşımaktır.

Trafikte Sürücü Kimdir? Hangi Sorumlulukları Üstlenir?

Trafikte “sürücü”, motorlu ya da motorsuz bir aracı karayolunda kullanan kişidir. Ancak bu tanım sadece direksiyon başına geçmekle sınırlı değildir. Sürücü, hem kendi güvenliğinden hem de yayaların, diğer araçların ve çevrenin güvenliğinden sorumludur. Bu nedenle dikkatli, kurallara bağlı ve topluma karşı duyarlı olması beklenir.

Sürücüler, kullandıkları araçlara ve görev yaptıkları alanlara göre çeşitli meslek gruplarına ayrılır:

  • Ticari Araç Sürücüleri: Taksi, otobüs, kamyon, servis ve kargo aracı kullanan ve bu işi gelir elde etmek için yapanlardır.
  • Resmî Kurum Sürücüleri: Ambulans, itfaiye, polis, jandarma, askeri ve belediyeye ait araçları kullanan görevlilerdir.
  • Özel Şoförler: Özel kişi veya kurumlara hizmet veren ve genellikle binek araç kullanan sürücülerdir.
  • Sürücü Eğitmenleri: Direksiyon dersi vererek yeni sürücüler yetiştiren profesyonel eğitmenlerdir.
  • Zirai ve İş Makinesi Operatörleri: Traktör, kepçe, forklift gibi özel araçları kullanan, ehliyeti özel belgelendirilmiş kişilerdir.

Tüm bu sürücüler sadece bir aracı hareket ettiren bireyler değil, aynı zamanda trafikte güvenliğin, düzenin ve toplumsal sorumluluğun taşıyıcılarıdır. Bu nedenle yalnızca bilgiyle değil, bilinçle donatılmış olmaları gerekir. Sürekli eğitim anlayışı, bu bilinçlenmenin temelidir.

Bu noktada, özellikle okul taşıtı sürücüleri ayrı bir öneme sahiptir. Onlar, her gün çocuklarımızı evden okula, okuldan eve güvenle ulaştıran gizli kahramanlardır. Bu sürücüler sadece taşıma görevi yapmaz; çocukların güvenliği, iletişimi ve davranış gelişimi açısından da önemli bir rol üstlenir.

Ne yazık ki, okul taşıtı sürücülerine yönelik eğitim ve farkındalık çalışmaları yeterince gelişmemiştir. Oysa bu grup, trafik güvenliğinin ve eğitim sisteminin görünmeyen ama hayati bir parçasıdır. Onların mesleki gelişimini desteklemek, hem çocukların güvenliği hem de sağlıklı bir trafik kültürü için toplumsal bir sorumluluktur.

1965’in En Korkunç Trafik Kazası

“Dünya tarihinin en korkunç trafik kazalarından biri, 11 Ağustos 1965 sabahı, saat 03:15 civarında, Sakarya’nın Hendek ilçesi Kargalı Hanbaba köyü yakınlarında yaşandı. Bu feci olay, D-100 karayolunda İstanbul-Ankara seferini yapan Özdemir Süer’in kontrolündeki Civan Turizm’e ait “Sinemalı Civan” adlı yolcu otobüsünün, şaft arızası nedeniyle yol kenarında beklemekte olan Mustafa Filik’in kullandığı nitrik asit yüklü kamyona arkadan çarpmasıyla meydana geldi.

Çarpışma sonrası, kamyonun tankerinde bulunan nitrik asit, otobüsün ön kısmına, toprağa ve yol kenarındaki su birikintisine sızarak bir gölet oluşturdu. Nitrik asidin su ile tepkimeye girmesi sonucunda ortaya çıkan yoğun duman, hızla otobüsün içinde yayıldı. Asıl trajedi ise burada başladı. Çarpmanın etkisiyle uyanan yolcular, otobüsün yandığını zannederek panik içinde kaçmaya çalıştı. Ancak otobüsü terk eden 18 yolcu, yere dökülen nitrik asit nedeniyle korkunç bir şekilde yaralandı. Daha da acısı, bu yolcuların bir kısmı, acılarını hafifletmek için suya yöneldiğinde, nitrik asit ile karışan suyun etkisiyle feci şekilde can verdi.

Kazanın bilançosu son derece ağırdı. Kamyon sürücüsü Mustafa Filik ve 7 yolcu, kaldırıldıkları Adapazarı Devlet Hastanesinde hayatını kaybetti. Geriye kalan 18 kişinin cenazeleri ise asitli su nedeniyle tanınmaz hale gelmişti. Köylüler, bu talihsiz kazanın kurbanlarını olay yerinin 10 metre ilerisine defnederek, burayı “Trafik Şehitliği” olarak anılacak bir anıta dönüştürdü. Bugün bile bu şehitlik, kazanın izlerini ve derslerini hatırlatan bir ziyaret noktasıdır.” Bu trajik olay, tüm sürücülere ve yol kullanıcılara büyük bir sorumluluğu hatırlatmaktadır. Trafikte alınacak her küçük tedbir, büyük felaketlerin önüne geçebilir. Bu kaza, hepimize bilinçli bir trafik kültürünün önemini anlatan bir uyarı olarak tarihe geçmiştir.

Trafik kazalarının yalnızca bireysel ihmallerle sınırlı olmadığını, aynı zamanda yol ve taşıma güvenliği, teknik bakım eksiklikleri ve kimyasal madde taşımacılığı gibi kritik unsurların da dikkate alınması gerektiğini gözler önüne sermektedir. Trafik kazalarının ortak noktası, insan yaşamını derinden etkilemesi ve geride telafisi mümkün olmayan kayıplar bırakmasıdır. Sakarya’nın Hendek ilçesindeki bu feci olay, trafik kazalarının birer istatistikten ibaret olmadığını, ardında insan hikayeleri, kayıplar ve dersler barındırdığını hatırlatıyor.