Adil Başlangıç Olmadan Gerçek Başarı Olmaz

/ /

Adil Başlangıç Olmadan Gerçek Başarı Olmaz

              Eğitimin en derin yaralarından biri, fırsat eşitliğini sağlayacak mekanizmaların yeterince güçlü kurulamamış olmasıdır. Bu mesele eğitim politikalarının bir alt başlığı değil; aynı zamanda adalet, sosyal barış ve bireysel potansiyelin açığa çıkarılmasıyla doğrudan ilişkilidir. Eğitim, her çocuğun doğuştan sahip olduğu öğrenme hakkının örgün bir biçimde hayata geçirildiği alandır. Ancak bu hak, okul kapılarının açık olmasıyla gerçekleşmez.

                Gerçek eşitlik, öğrencilerin aynı zeminden başlayabilmesiyle mümkündür. Oysa bugün tablo tam tersidir: Kimi öğrencinin cebinde beslenme parası yokken, kimi özel ders desteğiyle okula gelir. Kimi ailesinin ilgisi ve birikimiyle yola çıkarken, kimi kendi çabasıyla ayakta kalmaya çalışır. Bu eşitsizlikler bireysel başarıyı değil, toplumsal adaleti de tehdit eder. Fırsat eşitsizliği kaderi belirler hale geldiğinde, eğitim sistemi “seçkinci bir eleme aracına” dönüşür. Oysa eğitim, toplumsal hareketliliğin ve adil yaşam şansının anahtarı olmalıdır.

         Köydeki çocuk ile şehirdeki çocuk, dezavantajlı bir aileden gelen öğrenci ile imkânlara erişimi yüksek bir öğrenci aynı eğitimi alabilmelidir. Bu ise ancak güçlü sosyal politikalarla mümkündür. Ne yazık ki taşımalı eğitimden destek programlarına, burs mekanizmalarından öğretmen dağılımına kadar pek çok alanda ciddi yapısal sorunlar vardır.

            Nitelikli öğretmenlerin dezavantajlı bölgelere yönlendirilmesi, okul öncesi eğitimin ücretsiz olarak yaygınlaştırılması, kırsal okulların fiziki koşullarının iyileştirilmesi bir seçenek değil, zorunluluktur.

            Çözüm, sadece yeni bir yönetmelik çıkarmakla ya da bütçeyi artırmakla gelmez. Öncelikle bu eşitsizliğin varlığını içtenlikle kabul etmek gerekir. Eğitim yöneticileri, siyasetçiler, öğretmenler ve ebeveynler bu gerçekle yüzleşmeye cesaret etmelidir. Çocukları sınav sonuçlarına göre değil, içinde bulundukları koşullara rağmen gösterdikleri çaba üzerinden değerlendiren adil bir sistem kurulmalıdır. Çünkü fırsat eşitliği, sadece aynı sınavda yarışmak değil, aynı koşullarda yarışabilmektir.        Biz eğitimciler için mesele ders anlatmak değil; çocuğun koşullarını fark ederek onun önündeki engelleri kaldıracak sesi olmaktır. Eğitimde fırsat eşitliği, vicdanla başlar, politika ile kurumsallaşır. Adil olmayan bir başlangıçtan çıkan hiçbir yol, gerçek başarıya ulaşamaz.