EĞİTİMDE AT SİNEĞİ OLMAK

/ /

Uyuyanları dürterek uyandırmak: Eğitim sadece ders kitaplarına, sınavlara ya da müfredata sığdırılamaz. Eğitim, bir yaşam biçimidir. Bir ülkenin aynası, geleceğinin           yol haritasıdır. Nereye, hangi yoldan, nasıl gideceğimizi bilmeliyiz.  Ancak bugün geldiğimiz noktada hem devlet okullarında hem de özel okullarda temel eğitim, ne yazık ki toplumun beklentilerini karşılayamaz durumdadır.

Her geçen gün, çoklarımızın gözlerindeki merak sönüyor, öğrenmeye dair heyecan yerini sınav odaklı ezberciliğe bırakıyor. Oysa gerçek eğitim; düşünmeyi, sorgulamayı ve iyi insan, iyi yurttaş olmayı hedefleyen öğretme ve öğrenme sürecidir. Sokrat asırlar öncesinden” sorgulanmayan hayat yaşamaya değmez” derken eğitimin sorgulayan bireyler yetişmesi görevine işaret ediyordu…Yine Sokrat’ın yaptığı gibi “Eğitimde at sineği olarak, var olan sorunları, pozitif bir dille dürterek uyandırmayı” hedefliyorum. Çünkü bazı gerçekler, ancak rahatsız edilince fark edilir. Bu toplumda her zaman uyuyanları uyandırmak çok kolaydır. Ancak asıl mesele, uyuyormuş gibi uyuyanları harekete geçirebilmektir.

Eğitim tarihimizin öncülerinden Hasan Âli Yücel, hukuk fakültesinde öğrenciyken, bir derste ünlü profesörlerinden biri sınıfa dönerek “Okuduğunuzu anladınız mı?” diye sorar. Hasan Âli, dürüstçe “Bu bölümü üç kez okudum ama anlayamadım” diye yanıtlar. Hocası ise alaycı bir ifadeyle “Anlayacaksın…” der. Bu yaklaşım karşısında Hasan Âli sessiz kalmaz ve şu anlamlı cümleyi kurar: “Siz ünlü bir profesörsünüz; ben anlayamadım diye sordum, anlatmak sizin göreviniz.” Bu olay, onun içindeki eğitim anlayışının kıvılcımını çakar. Sonrasında hukuk fakültesini bırakır. Çünkü bilgiye ulaşmanın yolunun, yalnızca okumak değil; aynı zamanda anlamak ve anlamayı kolaylaştırmak olduğuna inanır.

Bu nedenle Atatürk’ün aydınlanma devrimini, Hasan Âli Yücel’in ve İsmail Hakkı Tonguç’un açtığı yoldaki ilhamı yeniden hatırlamalı, yerli, milli bir eğitim ve yönetim (Paydaş Odaklı Yönetim) anlayışını yeniden inşa etmeliyiz. İşte tam da bu yüzden, eğitimde görev alan bakanından yöneticilere, öğretmenlerden, velilere ve tüm eğitim paydaşlarına “Eğitimde bir at sineği” olmak ve onlara dokunmaya karar verdim. Neden at sineği mi? Sokrates’in toplumun uyuşmuş yapısını sorgulayan ve rahatsız eden tavrı beni derinden etkilemişti. Ben de bir eğitimci olarak, ülkemizdeki eğitim sorunlarını alışılmışın dışında, çarpıcı ve sarsıcı bir dille anlatmak istedim.

Yine de bu başlığı kullanmadan önce iç sesimi sınamak istedim. Tanıdığım bir yazar, birkaç profesör, bazı müfettişler ve eğitimcilerle görüştüm. On kişiden dokuzu bu ifadeyi kaba, itici ve sempatiden uzak buldular. Ama içlerinden sadece biri, öğretmen okulu mezunu yazar Tunçer Bey, gülümseyerek “Harika olmuş” dedi. O içten gülüş içimi ısıttı. Diğer dokuz kişinin ise, iyi niyetli bile olsalar, bir hayalin üzerine su serpmiş olduklarını hissettim. Çünkü ben bu başlıkla içtenlikle bir hayal kurmuştum. Onlarsa bana “Daha sempatik bir ifade bul” dediler. Ama ben kararımı verdim. Tutsa da tutmasa da bu başlık benim içime sindi. Yazımın başına gönül rahatlığıyla şunu yazdım: “Eğitimde At Sineği Olmak.”

Çünkü sadece iyi insan, iyi yurttaş olmak yetmez; iyi bir toplum ve güçlü bir devlet için vicdanla aklı, hukukla adaleti buluşturmak gerekir. Beğensek de beğenmesek de devletin koyduğu yasalara uymak zorundayız. Ancak yasalar vicdanı rahatsız ediyorsa, aklın yoluyla onları geliştirerek değiştirmeliyiz. Ezberi kırmalı, merakı büyütmeli, eğitimi yeniden hayatın merkezine yerleştirmeliyiz. Bu nedenle emekli olup bir köşeye çekilmeyi değil, kendi web sayfamı kurarak bu blog aracılığıyla gönüllü bir eğitim danışmanı olmayı seçtim. Amacım; köy okullarına, mesleki tükenmişlik yaşayan öğretmenlere ve umuda ihtiyaç duyan çocuklara bir nebze olsun nefes olabilmek, yolculuklarına yürekten eşlik edebilmek.

Eğitim sistemine yönelik eleştirilerim yalnızca eleştirmek için değil; yapıcı, umut dolu ve çözüm odaklı bir bakış açısıyla kaleme alıyorum. Öğrencilere, öğretmenlere ve velilere yönelik somut önerilerle dolu yazılarımda, bir çıkış yolu arayan herkese bir ışık tutmak istiyorum. Çünkü ben burada sadece sorunları göstermek için değil, birlikte çözüm üretmek için varım. Uykuları bölmek için değil; uyanışa eşlik etmek için… Balık verip geçmek değil niyetim, birlikte balık tutmayı öğrenmeyi arzu ediyorum. Çünkü eğitim; ancak birlikte yürüdüğümüzde gerçek anlamını bulur.